8 Eylül 2010 Çarşamba

EVET mi, HAYIR mı?

Referandum yaklaştı. Bugün buraya yazmanın bir önemi yok ama tarih düşmek iyi olur.

Birileri öyle çığırtkanlık yapıyor ki, yapılacak referandumun neden yapıldığı konusunu böylece atlıyoruz. Anayasa Mahkemesi değişiklik maddeleri hakkında olumsuz karar vermeseydi referanduma gidilir miydi? Hayır diyeceksiniz. Demekki Anayasa Mahkemesi, Danıştay vb. bazı kurumlar hadlerini aşmış durumdalar. Önceki 367 kararı da öyle. Çok şeyler sıralanabilir bu hususta.

Madem millet iradesi mecliste tecelli etmiyor, işte bu sebeple bile bu değişiklikteki maddelerin yürürlüğe girmesi için bağırarak "EVET" denilir. Evet demenin hayırlı olacağı bu açıdan bile bellidir.

Milleti temsil eden vekiller büyük çoğunlukla bir kanun yapmışsa bunu gidip başkalarından onaylatmaya kalkmak millete hakaret etmektir. Onaya gerek yoksa referanduma da gerek olmazdı.

Ülkedeki CHP zihniyeti kalkmadıkça bu olaylar da bitmeyecek tabii. Anayasa tamamen değişse bile bu durum devam edecek ama en azından etkileri azalacaktır. Bu referandumda "EVET"lerin çoğunlukta çıkması CHP zihniyetinin de kapatılması için milletin ortak rızasının olduğu anlamına gelmektedir. İşte bu sebepten zinde güçlerin itirazı devam ediyor.

Aptalın biri diyor ki, "milletin evet demek için fikri bile yok, ben bu yüzden hayır diyorum." İyi ama milletten sana ne, referandumda sadece kendi oyunu soruyorlar adama. Oyunu ver, çekil. Milletin ne düşünmesi yapması gerektiğini söylemen gerekmiyor, değil mi? İşte bu duruş bunların 100 yıldan fazla zamandır yaşadıkları ahlaksız tavrı gösteriyor. Bu ahlaksız tutumdan kurtulmak için özellikle "EVET" denmeli.

BDP de boykot ediyormuş referandumu. Oy verip T.C.'nin meşruiyetini kabul etmek istemiyorlarmış. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'ni meşru kabul etmiyorlarsa çıksınlar efendim dışarıya. Bu konuda haksızlar. Kendilerinin meşru olmadıklşarı kesin. Doğudaki feodal yapı sebebiyle insanların zorla kendilerine oy verdiğini bilmeyen yok. Asıl kendileri meşruiyet kazanmak istiyorlarsa gelip "EVET" demeliler, başkalarına da zorlamayı bırakmalılar.

BDP, Diyarbakır Cezaevini yıktırıp yerine okul yaptırıp da "Ne mutlu Türküm diyene!" dedirtmezmiş. Bu "Ne Mutlu!" konusunda kendilerine katılıyorum. Referandumda evet çıkarsa hükümet ilk iş bu "Ne Mutlu Türküm Diyene!" lafı yerine daha uygun bir laf üretmeli. Bu laf doğudakini değil bütün ülkeyi sorunlu hale getiriyor. Yukarıda CHP kapatılmalı demiştik ya, bu laf da tam bir CHP ürünüdür ve onun zihniyetine hizmet etmektedir. Ne mutlu kardeşlere ve kardeşçe yaşayabilenlere!

Espri olsun diye bir sebep de ben ekleyeceğim; ortaokul son sınıftaydık, 80 ihtilali oldu. O yıl kafalar asker traşı yapıldı. Zavallı hocalarımız ellerinde makasla saçlara tren yolu açarak bunu sağlamaya çalıştılar. Sonuçta herkesin kafası 3 numara yapılmıştı. Cem Tunçel adında çok güzel saçları olan bir arkadaş oturup ağlamıştı. Neden çünkü ülkeyi asker yönetince böyle oluyordu. Şimdi bakıyorum artık çocukların kafalarına tren yolu açılmıyor. Bir daha kafasında makas izi ile hiç bir çocuk berbere koşmasın diye bile "EVET" verilebilir diye düşünüyorum.

Velhasıl, 80 ihtilalini ilk gençlik yıllarında yaşamış ve çekilenlere ortalama bir seviyede şahit olan biri olarak"EVET" vermenin tarihi bir görev olduğunu düşünüyorum. Aklı olan ve başka angajmanları olmayan hiç kimsenin tersini düşünemeyeceğini zannediyorum.

0 yorum: