Ankara'da Yenimahalle ilçesi içinde bir yerde, İstanbul yolu üzerinde, Tarım kampüsü civarında bir yaya geçidi var. 2 yıl kadar önce bu yaya geçidine bir kamyon çarpmış ve yarım hasarlı vaziyette duruyor. Önce kapatılmıştı, sonra insanlar karşıya başka geçiş yeri olmadığı içinbu engelleri kaldırıp, kenarlarında trabzan dahi olmayan bu yaya geçidinden tekrar geçmeye başladılar. Can korkusu ile yukarı çıkan insanların yaya geçidinden karşıya sağlam geçmeleri de tamamen şanslarına bağlı. Bu yol halen Büyükşehir denetiminde bir yerdir, 2 yıl önce olduğu gibi.
Biraz daha gidiyoruz, Ergazi köyünden sonra Ayaş yoluna dönmeden önce Gersan Sanayi Sitesi ile Beko'nun deposu arasında bir yaya üst geçidi var. Aslında iki tane yaya geçidi var ama birisi yarım inşaat halinde kalmış bekliyor. Bir zamanlar yolu aceleyle yapmaya çalışan Belediye, yaya geçitleri koymayı unuttuğu için insanlar bu yeni yapılmış yolda hız yapan magandaların araçları altında kalıp ölmeye başlayınca, buralara yaya üst geçidi yapılması gündeme gelmişti. Bilmem kaçıncı ölüm vakasından sonra gündeme gelebilen bu geçitleri yapan firma muhtemelen ihaleyi karambolden almıştı ki Belediye ağalarının hışmına uğradı. Geçitleri dar yapmış denildiği dillerde dolaştı, sonra da firmanın battığı söylendi. Bu geçitler öylece duruyor işte.
Geçitlerin yapımı durdu ama insanların ölmesi durmadı. O noktada 500'den fazla insanın öldüğü söyleniyor. Orada ölenlerin sorumlusu hatta katili bu adam değilse, kimdir?
Konu hakkında şu link inceleyiniz: http://ankara.spo.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=327:stanbul-yolunda-kan-kurumuyor&catid=21:ube-haberleri&Itemid=64
Bugün bu katil Gökçek yine de aday. AKP'nin aklına şaşarım ki bu yılışık şeyi tekrar aday yaptı. Yollardaki geçitlerde veya geçitsizliklerde yok yere ölenleri unuttu, kamyon çarpmış üst geçitlerden hala insanları can pazarı vaziyetinde geçirmeye devam ederken utanmamış, bir defalık daha aday olmuş. Tükürürüm yüzüne ben bu yüzsüzlerin. Öyle Hz.Ömer'in adaletinden bahsetmek kolay ama Hz. Ömer gelse ilk seni biçerdi ortadan ikiye, adaletiyle...
Şimdi reklam yapıyor: "Bilen için çok kolay!" Evet, öldürmeyi "iyi" bilenler için bu iş de tabii ki çok kolay. Tekrar oy verin, ocağınıza incir dikelim...
Erdoğan da bu işte bir hata etti, biliyoruz. Bunu uzaklaştırmanın yolunu bulamadı veya bu yılışık şey, satın aldı o partideki karar organındakileri. Bunların hangisi doğru ise hepsi vahim. Ve sanki Ankara'da oturanlar Kara-yalçın'a karşı bunu seçmek sorunda bırakıldılar ya işte en vahimi de budur.
24 Şubat 2009 Salı
18 Şubat 2009 Çarşamba
GS1, İTS ve Rant
Bir forumda çok ilginç ifadeler okudum. İnsanlar bilgi sahibi olmadan nasıl da fikir sahibi oluveriyorlar. Adı önemli değil bir forum yazarı derki, "GS1 bir ingiliz şirketidir." Aman Allahım! Bu kişi bu fikre nasıl ulaştı bilemiyorum ama kendisi zoru başarmış, yoksa bu iş çok kolay gözükmüyor.
Bu arada GS1 hakkında kısa bir bilgi vermek uygun gözüküyor: GS1, Amerikan UCC, Avrupa EAN ve Japon JAN adlı kuruluşların bir araya gelerek otomatik tanımlamadan başlayarak bir çok alanda "dünyada tek standart" çıkarmak için oluşturdukları bir kurumdur. Kısaca eskiden beri ülkemizde barkodu veren kurum olarak bilinen EAN'ın yeni şeklidir. GS1; "Global Standards One" demektir ve "Dünyada Tek Standart" anlamına gelmektedir.
GS1 bir şirket değil bir organizasyondur. GS1 üyeleri, sivil toplum kuruluşları, şirketler ve kamu otoritelerinden oluşmaktadır. http://www.gs1.org/ sitesinden bakılırsa üyeler görülebilir. Türkçe sitesi: http://gs1.tobb.org.tr/
GS1'in "İngiliz" olduğunu da ifade etmek tamamen yanlış çünkü GS1 oturumlarına her ülkeden katılım vardır ve GS1 merkezi Brüksel'dedir. GS1'de çeşitli çalışma grupları vardır ve bunlar belirlenen aralıklarla toplantılar yaparlar ve hatta telekonferans ile çalışma yaparlar. İlgili çalışma grubuna üye olanlara o konudaki tüm bilgiler sürekli gelir hatta bu gelen bilgilerin çokluğundan dolayı zor duruma düşersiniz.
Ülkemizde GS1, TOBB yani Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde çalışmaktadır. TOBB'un atadığı görevliler GS1 toplantılarında ülkemizi temsil etmektedirler. Demekki ülkemizde de GS1 varmış ve GS1 Türkiye olarak TOBB bu organizasyonun bir partneridir.
Rant konusuna gelince, "GS1 bir şirket olup İTS'nin rantını yiyecek" şeklinde bir ifadeyi duyunca mecburen güldük. Çünkü İTS haksız yere ortaya çıkan ranta engel olmak için kurulmaktadır. İTS bilgilerinin GS1 yada herhangi başka bir kuruluşla hiç bir alakası yoktur ve olmayacaktır. Bu konuda birçok girişimcinin gelip İTS Grubunu meşgul ettiğini kimse bilmiyor. "Outsource" bütün dünyada harika bir iş olarak görülmesine karşın, yazılımları az sayıda memur mühendisle yazmak için ne çabalar sarfedildiğini de bilmiyor ve ne yazık ki böyle talihsiz şeyler yazıyorlar.
Sonuç olarak; Eczacıyı korumak için görev yapacaktır. 2008 yılı ortalarına kadar binden fazla eczacının ekranı kararmışken birileri "devletin, hükümetin ne yaptığını, kendilerini kurtarmaları gerektiğini" söylemiyor muydu? İşte eczacıyı birilerinin iki dudağı arasında kalmaktan kurtaran bir sistem ortaya çıktı. Beğenmiyorsanız alternatifini söyleyin. Alternatifiniz yoksa lutfen susun!
Şunu herkes bilsin ki, herşeye rağmen hiç kimse eczacılara "ne haliniz varsa görün" diyemez. Çünkü birşeyden anlamadığı halde böyle konuşan 3-5 eczacının yanında yanan yirmi binden fazla eczacının hakkının da savunulması gerektiğini herkes artık biliyor.
Hakkımda eczacı odalarının bazı forumlarında yazılar yazılmaktadır. Bu forumlarda bana da kullanıcı açılırsa memnuniyetle kabul eder, konu hakkında bilgi verir, bilgi alır, doğrunun ortaya çıkması için çalışır, sabırla bütün sorulara cevap veririm, kimsenin şüphesi olmasın.
İnsaflı olmak tehlikeleri görmezden gelerek kayıtsız şartsız birşeyler söylememeyi gerektiriyor. Bahsi geçen forumlarda insaflı yorumlar da var. İlaca erişimde sıkıntıların yaşanabileceği ve bu sebeple de yumuşak bir geçiş yapılması illa ki düşünülüyor ve bunun için 2 yıldır çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Hastanın ilaca erişimini engelleyecek herşey Sağlık Bakanlığı'nca bilinmeli ve ona göre davranılmalıdır. Bu konuda önerileri olanların lutfen its@iegm.gov.tr adresine yazmalarını önemle rica ediyorum.
Ek bilgiler:
GTIN: "Global Trade Item Number" yani dünyaca geçerli birim numarası. Ürünleri tanımlamak için kullanılan bildiğiniz barkod numarası.
GLN: "Global Location Number", dünyaca geçerli bir yer numarası.
GEPIR: "Global Electronic Party Information Registry" barkodun sahibinin sorgulanabildiği bir sistemdir. Buradan ilaç firması kendi GLN koduna ulaşabildiği için biz de GEPIRsorgulaması yapılmasını önerdik.
Karekod: İki boyutlu bir barkod türü. "Datamatrix" kelimesi yerine türkçe bir isim.
İlaç Takip Sistemi: "İlaçları" takip ederek sahte ilacı ve sahteciliğin kaynağını ortaya çıkarmak için çalışacak sistemi ifade eder.
Bir ismi her zaman birileri koyar. Karekod kelimesini ben buldum, İlaç Takip Sistemi'nin ismini Dr.Saim Kerman bey koydu. Çok iddialı olmamakla birlikte her ikisi de işlevsel duruyor. Başka isim teklifi olan var mıydı? İsmini koyduğum iddia edilen şeyler için suçlayıcı ifadeler kullanan arkadaşlara ise, ancak çalışmalarını önerebilirim, onların da isim koyacak birşeyleri olabilir.
Bu arada GS1 hakkında kısa bir bilgi vermek uygun gözüküyor: GS1, Amerikan UCC, Avrupa EAN ve Japon JAN adlı kuruluşların bir araya gelerek otomatik tanımlamadan başlayarak bir çok alanda "dünyada tek standart" çıkarmak için oluşturdukları bir kurumdur. Kısaca eskiden beri ülkemizde barkodu veren kurum olarak bilinen EAN'ın yeni şeklidir. GS1; "Global Standards One" demektir ve "Dünyada Tek Standart" anlamına gelmektedir.
GS1 bir şirket değil bir organizasyondur. GS1 üyeleri, sivil toplum kuruluşları, şirketler ve kamu otoritelerinden oluşmaktadır. http://www.gs1.org/ sitesinden bakılırsa üyeler görülebilir. Türkçe sitesi: http://gs1.tobb.org.tr/
GS1'in "İngiliz" olduğunu da ifade etmek tamamen yanlış çünkü GS1 oturumlarına her ülkeden katılım vardır ve GS1 merkezi Brüksel'dedir. GS1'de çeşitli çalışma grupları vardır ve bunlar belirlenen aralıklarla toplantılar yaparlar ve hatta telekonferans ile çalışma yaparlar. İlgili çalışma grubuna üye olanlara o konudaki tüm bilgiler sürekli gelir hatta bu gelen bilgilerin çokluğundan dolayı zor duruma düşersiniz.
Ülkemizde GS1, TOBB yani Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde çalışmaktadır. TOBB'un atadığı görevliler GS1 toplantılarında ülkemizi temsil etmektedirler. Demekki ülkemizde de GS1 varmış ve GS1 Türkiye olarak TOBB bu organizasyonun bir partneridir.
Rant konusuna gelince, "GS1 bir şirket olup İTS'nin rantını yiyecek" şeklinde bir ifadeyi duyunca mecburen güldük. Çünkü İTS haksız yere ortaya çıkan ranta engel olmak için kurulmaktadır. İTS bilgilerinin GS1 yada herhangi başka bir kuruluşla hiç bir alakası yoktur ve olmayacaktır. Bu konuda birçok girişimcinin gelip İTS Grubunu meşgul ettiğini kimse bilmiyor. "Outsource" bütün dünyada harika bir iş olarak görülmesine karşın, yazılımları az sayıda memur mühendisle yazmak için ne çabalar sarfedildiğini de bilmiyor ve ne yazık ki böyle talihsiz şeyler yazıyorlar.
Sonuç olarak; Eczacıyı korumak için görev yapacaktır. 2008 yılı ortalarına kadar binden fazla eczacının ekranı kararmışken birileri "devletin, hükümetin ne yaptığını, kendilerini kurtarmaları gerektiğini" söylemiyor muydu? İşte eczacıyı birilerinin iki dudağı arasında kalmaktan kurtaran bir sistem ortaya çıktı. Beğenmiyorsanız alternatifini söyleyin. Alternatifiniz yoksa lutfen susun!
Şunu herkes bilsin ki, herşeye rağmen hiç kimse eczacılara "ne haliniz varsa görün" diyemez. Çünkü birşeyden anlamadığı halde böyle konuşan 3-5 eczacının yanında yanan yirmi binden fazla eczacının hakkının da savunulması gerektiğini herkes artık biliyor.
Hakkımda eczacı odalarının bazı forumlarında yazılar yazılmaktadır. Bu forumlarda bana da kullanıcı açılırsa memnuniyetle kabul eder, konu hakkında bilgi verir, bilgi alır, doğrunun ortaya çıkması için çalışır, sabırla bütün sorulara cevap veririm, kimsenin şüphesi olmasın.
İnsaflı olmak tehlikeleri görmezden gelerek kayıtsız şartsız birşeyler söylememeyi gerektiriyor. Bahsi geçen forumlarda insaflı yorumlar da var. İlaca erişimde sıkıntıların yaşanabileceği ve bu sebeple de yumuşak bir geçiş yapılması illa ki düşünülüyor ve bunun için 2 yıldır çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Hastanın ilaca erişimini engelleyecek herşey Sağlık Bakanlığı'nca bilinmeli ve ona göre davranılmalıdır. Bu konuda önerileri olanların lutfen its@iegm.gov.tr adresine yazmalarını önemle rica ediyorum.
Ek bilgiler:
GTIN: "Global Trade Item Number" yani dünyaca geçerli birim numarası. Ürünleri tanımlamak için kullanılan bildiğiniz barkod numarası.
GLN: "Global Location Number", dünyaca geçerli bir yer numarası.
GEPIR: "Global Electronic Party Information Registry" barkodun sahibinin sorgulanabildiği bir sistemdir. Buradan ilaç firması kendi GLN koduna ulaşabildiği için biz de GEPIRsorgulaması yapılmasını önerdik.
Karekod: İki boyutlu bir barkod türü. "Datamatrix" kelimesi yerine türkçe bir isim.
İlaç Takip Sistemi: "İlaçları" takip ederek sahte ilacı ve sahteciliğin kaynağını ortaya çıkarmak için çalışacak sistemi ifade eder.
Bir ismi her zaman birileri koyar. Karekod kelimesini ben buldum, İlaç Takip Sistemi'nin ismini Dr.Saim Kerman bey koydu. Çok iddialı olmamakla birlikte her ikisi de işlevsel duruyor. Başka isim teklifi olan var mıydı? İsmini koyduğum iddia edilen şeyler için suçlayıcı ifadeler kullanan arkadaşlara ise, ancak çalışmalarını önerebilirim, onların da isim koyacak birşeyleri olabilir.
13 Şubat 2009 Cuma
Dönek bunlar!
Bir telefon görüşmesi sonlandırılıyor, karşıdaki ses en son,
-Efenim biz size dönelim, iyi günler diyip kapatıyor.
Bunların hepsi ne zaman dönek oldu böyle, hep dönüyorlar. Nasıl dönüyorlar anlamadım, Mevlevi olup sürekli mi dönüyorlar yoksa arkalarını mı dönüyorlar? Hasılı dönek bunlar, ancak bunu anladım.
Niye dönüyorsunuz ki? Böyle kötü bir sıfatı kuşanmayı neden çok arzuluyorsunuz? Halbuki cevap vermeniz yeterli. Belli ki, araştırma yapmak için zaman istiyorsunuz. Bu durumda yapılması gereken ciklet çiğneyen şapşal sekreterler gibi "dönelim" demek yerine adam gibi, "efendim, araştırıp/bilgi alıp size cevap verelim/bilgi verelim" denilebilir.
Eğer arapların "IBM"i gibi kaçıyorsanız zaten dönmeyeceksiniz demektir. O halde de yalan bari söylemeyin. Adam gibi "bunu bilmiyoruz, cevap veremeyiz" deyin ki, bilelim kumaşınızı.
Heyhat, memlekette adam kalmadı ki...
-Efenim biz size dönelim, iyi günler diyip kapatıyor.
Bunların hepsi ne zaman dönek oldu böyle, hep dönüyorlar. Nasıl dönüyorlar anlamadım, Mevlevi olup sürekli mi dönüyorlar yoksa arkalarını mı dönüyorlar? Hasılı dönek bunlar, ancak bunu anladım.
Niye dönüyorsunuz ki? Böyle kötü bir sıfatı kuşanmayı neden çok arzuluyorsunuz? Halbuki cevap vermeniz yeterli. Belli ki, araştırma yapmak için zaman istiyorsunuz. Bu durumda yapılması gereken ciklet çiğneyen şapşal sekreterler gibi "dönelim" demek yerine adam gibi, "efendim, araştırıp/bilgi alıp size cevap verelim/bilgi verelim" denilebilir.
Eğer arapların "IBM"i gibi kaçıyorsanız zaten dönmeyeceksiniz demektir. O halde de yalan bari söylemeyin. Adam gibi "bunu bilmiyoruz, cevap veremeyiz" deyin ki, bilelim kumaşınızı.
Heyhat, memlekette adam kalmadı ki...
09 Şubat 2009 Pazartesi
Belediye ekabirleri
Bazı belediye başkanları, her yapılan iş ilan edilirken altına kendi adını yazdırıyor. Özellikle AKParti belediyelerinde görüyordum, sordum, Böyle yapılmasını da teşkilat söylüyormuş.
Seçim zamanı yapılanları anlatmak için belki kabul edilebilir bunlar ama kitabede Belediye Başkanının adının bulunmasını doğrusu hazmedemiyorum.
Eğer bunları Başkan kendi cebinden yaptıysa bile altına adını yazması "kibir" olur.
Millet kesesinden yapılan işin altına birinin adını yazması olsa olsa "at hırsızlığı" olur.
İş yaptıysanız millet dua edecektir, merak etmeyin.
Millet kesesinden bir iş yapıp, altına adınızı yazınca işin hem tadını kaçırıyorsunuz hem de ecrini. Millet namına iş yapacaksanız yapın, milletin malı ile kendinizi reklam etmek için çalışacaksanız, sadece menfaatiniz için gelecekseniz defolun gidin. İşi Allah rızası işin yaparsanız daha hayırlı olur. Ötekilerin yanlış bir şekilde "demokrasi" olarak anlatmaya çalıştığı ortak anlayışı kavrayamamış olan kişi Belediye Başkanı olursa ancak, kurtlar kuzulara şah olmuş olur.
Varmı kendini bu yolda feda edecek adam gibi adam? Çıksın ortaya ve beldenin 'şerif'i olsun ki herkes ona hürmet göstersin. Belediye Başkanlığı adayında aranacak husus budur.
Seçim zamanı yapılanları anlatmak için belki kabul edilebilir bunlar ama kitabede Belediye Başkanının adının bulunmasını doğrusu hazmedemiyorum.
Eğer bunları Başkan kendi cebinden yaptıysa bile altına adını yazması "kibir" olur.
Millet kesesinden yapılan işin altına birinin adını yazması olsa olsa "at hırsızlığı" olur.
İş yaptıysanız millet dua edecektir, merak etmeyin.
Millet kesesinden bir iş yapıp, altına adınızı yazınca işin hem tadını kaçırıyorsunuz hem de ecrini. Millet namına iş yapacaksanız yapın, milletin malı ile kendinizi reklam etmek için çalışacaksanız, sadece menfaatiniz için gelecekseniz defolun gidin. İşi Allah rızası işin yaparsanız daha hayırlı olur. Ötekilerin yanlış bir şekilde "demokrasi" olarak anlatmaya çalıştığı ortak anlayışı kavrayamamış olan kişi Belediye Başkanı olursa ancak, kurtlar kuzulara şah olmuş olur.
Varmı kendini bu yolda feda edecek adam gibi adam? Çıksın ortaya ve beldenin 'şerif'i olsun ki herkes ona hürmet göstersin. Belediye Başkanlığı adayında aranacak husus budur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

